24 Haziran 2010 Perşembe

SAMATYA


    Yemyeşil çayırlar... Ormanın içinden geçen ve sonbaharda üzeri sararmış yapraklarla adeta üşümesin diye örtülmüş hüzünlü bir patikada bilinmeze doğru yürümek...  Uzak, soğuk ve ancak koca dev adamların ulaşabildikleri zirveler... Zirvedeki sıkıcı beyazlık... Debisi oldukça yüksek çağlayanlar, kurumuş dere yatakları... Kırık bir dal... Böcekler, kanatlı karıncalar, aşk, yanılsama, sevgi, falan filan...

    Evet sevgili okurlarım; her edebiyatımız geldiğinde onu ilk bulduğumuz kuytuya salıvermemeli, uygun bir gazete, dergi yahut internet köşesi bulana kadar tutmalıyız. Medeniyet bunu gerektirir. Köşem Sultan artık internette ikamet ettiği için karakter sayısı şeklinde bir kısıtlamamız yok. Bu özgürlük bana istediğim zaman edebiyat yapma şansı tanıyor. Sayılarını asla tam kestiremediğim ve bazen birbirlerinden ayırdetmekte bile zorlandığım küçük, yeşil ve kalender asistanlarım da sırf siz değerli okurlarımın  ve benim bu nefis köşede bekası için gece gündüz demeden harıl harıl çalışıyorlardı ve açıkçası biraz mızmızlanıyorlardı. İnternetten onlar da memnun, her hafta koşturmak zorunda olmadıkları için bütün gün yan gelip yatıyorlar. Küçük yeşil asistanlarımı benden başka kimsenin görmediğini söylüyorlar ama bunun sebebi geçenlerde en sevdiğim küçük yeşil asistanım Rıfkı'yı yanlışlıkla üzerine basmak suretiyle ezdiğim için artık pek ayak altında dolaşmamaları. Yıllarca basın özgürlüğü ve demokrasi için omuz omuza çarpıştığımız ve bu elim kaza sonucu aramızdan ayrılan Rıfkı'yı da bu vesileyle ve rahmetle birlikte anıyorum.

    Akıbeti pek yakında belli olacak ve muhtemelen benim de üstad olarak boy göstereceğim "İçmekteyiz / Ağırlığınca Alkol" isimli yeni bir tv projesinin deneme çekimleri için Samatya'daydık. Bu proje netleştiğinde ayrıca bilgi vereceğim. Fakat bu şirin vadimizi sizlere bir nebze tanıtmak istiyorum.

    Samatya semtine de adını veren bu minik alkol vadisi, üç tarafı binalarla çevrilmiş ve başka tarafı da olmayan bir coğrafi güzellik. Yani üçgen. Makam aracınızdan dışarı adımınızı atarken daha tatlı bir anason kokusu sizi karşılayıp burnunuzu heyecanlandırıyor. Makam aracı olmayan gezginler için bölgeye ulaşmanın en kolay yolu ise trene binmek ve tabii doğru istasyonda inmek. Samatya vadisinin hemen sahile bakan köşesinde adını vadiden alan Samatya tren istasyonu var; burada trenden inmelisiniz.

    Bölgenin bugünün mimarlarına ve aslında mimar kullanmadıkları için daha çok müteahhitlerimize örnek olması gereken bir özelliği var: Vadide bulunan onlarca mekanın bir şekilde meydana bakabiliyor oluşu. Şehircilik adına doğadan ve atalarımızdan öğrenmemiz gereken daha pek çok şey olduğunu Samatya vadisinin tam ortasında yer alan meydana bakar bakmaz iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Gelip geçen trenlerin romantik tıkırtısı gece ilerledikçe sizleri muhabbetin ve ince bir kederin içine salıveriyor. Vadinin doğal ve tarihi güzelliklerinden olan konsomatrisler ise bu noktada siz içlenenlere hoş bir sohbet sunuyor ve sakilik ediyorlar. Samatya'da geçirdiğim saatler içerisinde bu tarz güzelliklerimizi yeterince değerlendiremiyor oluşumuzu görmek hassas ruhumu sarsaladı. Hassas ruhumu bir nebze olsun yatıştırmak için şişelerce kulüp rakısı açtırdım. Ayrıca bölgenin doğal güzelliklerinden olan nefis mezeleri bile Samatya'yı ziyaret etmeniz için kafi. Yeterli destek verilse tek başına sadece Samatya Roka'sının bile bütün avrupada meşhur olması işten değil. Bugün bizi sadece lokumdan ibaret sanan avrupalıların bölgeye akın edeceğini ve roka karşılığı bırakacakları dövizleri düşünün.

    Bu eşsiz vadinin böyle binalar arasına sıkışıp kalmış olması bölgenin makus talihi olmamalı. Büyükşehir belediyesi buraya ilgi göstermeli. Yapacak şey çok. Gerçi büyükşehir belediyesine de haksızlık etmemek lazım zira her yerde gördüğümüz afişlerde açıkladıkları gibi: büyükşehir çalışıyor. Yani adamların işleri var; yoğun çalışıyorlar. Peki bu meşguliyet, bölgenin kaderine terkedilmesini mazur gösterir mi? Asla! Madem büyükşehir meşgul, cumhurbaşkanımız bu konuyla ilgilenebilir pekala. Küçük yeşil asistanlarımın verdiği bilgiye göre cumhurbaşkanımız geçenlerde Bursaspor'lu meşhur taraftar grubu Teksas'ı makamında kabul etmiş ve bir dizi temaslarda bulunmuş. Cumhurbaşkanımız Kenan Evren'den ricam bir ara Samatya'yı da ziyaret etmesi. Bir akşam yemeğini burada yiyebilir ya da misal Keşan'lılar derneğini makamında kabul edeceğine burda Samatya'da kabul edebilir. Hem programı aksamaz hem de Keşan'lı sivil toplum ileri gelenleriyle kendi doğal ortamları olan rakı masasında daha verimli bir görüşme yapar. Her ne kadar balık mevsimi olmasa da Samatya'lı ustalarımız tam Kenan Paşa'nın ağzına layık kanlı kanlı, yani az pişmiş biftek dahi sunabiliyorlar, yahut kelle... Cumhurbaşkanımız kaygılanmasın.

    Peki Samatya için ne yapılabilir? Sahil yolu komple kaldırılıp ulaşım Aksaray, Çapa, Zeytinburnu istikametinden sağlanabilir. Mesela bölgedeki ve civar semtlerdeki meskun mahaller ve iş yerleri pekala şehir dışına taşınabilir. Böylece vadi nefes alacak ve genişleyecektir. Şu haliyle Samatya meydanına deniz kokusu bile gelmiyor. Zaten şehrin göbeğinde binlerce ev, iş yeri vs. olması bana kalırsa premodern bir anlayış. Bölge derhal boşaltılmalı. Burada yaşayan insanlar mağdur edilmeden şehirdışına; mesela Halkalı, İkitelli taraflarına taşınmalı. Samatya'dan Kumkapı'ya, Kumkapıdan da Samatya'ya uzanan meyhane masalarının Yenikapı'da birbirlerine kavuştuğunu düşünün. Burada, bu uçsuz bucaksız meyhanede denize karşı kurulmuş içkinizi yudumlarken, bir taraftan da rüzgarın tatlı tatlı esip yüzünüze vurduğunu düşünün. Tabii bizden geçti artık lakin en azından torunlarımızın o keskin anason kokusunu duyacağına tüm kalbimle inanıyorum. Enseyi karartmayalım.

---------------------------
    Bu hafta doğan çocuklara isim önerileri: kız olursa Taziye, erkek olursa Tazman.


---------------------------


  Özür ve düzeltme: Okurlarım sağolsun uyardılar. Cumhurbaşkanımız Evren Paşa değilmiş. Cumhurbaşkanımızdan kendisine Kenan Evren dediğim için özür dilerim. Zaten fotoğrafını görünce cumhurbaşkanımızı ve badem bıyıklarını hemen tanıdım. Hatırladım ki seçildiği gün yaptığı konuşmada bütün vatandaşları kucaklayacağını açıkça beyan etmişti. Birkaç hafta arkamı duvara vererek yürümeye gayret etmiştim ama sonra kendisini unutmuşum.