verava günnük.
biraz reklam oldu lakin dünyanın en yakışıklı telefonuna sahip olduğumu görmeni istedim, ayrıca aktif deyilken o kapak ekranı da kararıyor! müşkül durumdayım günnük, adın üstünde kara günnüksün, beni takdir etmene ihtiyacım var. biliyorsun bundan aylar aylar evvel -bazı teknik yetersizliklerine rağmen- şu dünyanın en güzel telefonunu ayıptır sölemesi 270+kdvcik bir tutara satın aldım. kendisinden memnundum, hayrannıklan sağını solunu uzun uzun izledim bu süre zarfında, taa ki gün gelip de kendisinin arka kapaanı tahminimce bir taksinin arka koltuğuna düşürüverene kadder. yorgunum uzatmiyim. ben bu yakışıklı tilifonu servise verdim. gel zaman get zaman haber geldi, diyesiydiler ki eyer 95 tl. sökülürsen kapağını şeabarız. gözümde yaşlarla olar dedim. bir taraftan da kırık bir umutla bu fahiş fiyata en azından tilifonun bütün kasasını yenileyebileceklerini bekliyordum. e vakiyt geçti haber ettiler teslim almaya gittim günnük, 3 savat sıramızı da bekledik aslanlar gibi, ben ve kafamın içindeki diyer arkadaşlar sağolsunnar. derken telefonu teslim aldık. oraya buraya imza derken kağıtları ve telefonu teslim aldım. merakla sağını solunu inceleyerek servisten çıktım. hakkaten sadece o arka plastik kapağı değiştirdiklerine kani oldukça kesif bir sinir benliğimi sarmaya başladı. yağmurda yürüdüm günnük öle. derken 1-2 sokak geçince 95 tl. vermediğimi ve benden 95 tl. istenmediğini farkettim. ilk anda çılgın bir mutlulukla titredim. yüzüm güldü. kağıtları çıkardım, belgelerim tamam, 95 tl. yazıyor lakin atlatmışım, kimse de çıkıp bana cak cuk yapamaz, bu aşikar. o ara bir sokak daha yürüdüm. ve beklenen sorular kafamı kurcalamaya başladı günnük. bankoyu düşündüm, evet kızlar hep kendi yerlerinde durduydular, demek ki ayrı kasaları vardı. kasa ortak olsa en azından 95in 5e 6ya bölünme ihtimali var. servis firmasını düşündüm, o domuzlarda 95 tl.yi sineye çekecek göz olmadığı aşikardı. puştlara 95 tl. takmak elbette mutluluk verici fakat, evet, o kızdan kesecekler işte, affetmezler. düşündüm günnük, insannarı sevmiyordum, tanısam muhtemelen o kızcağızı da sevmeyecektim. gelgelelim insanlarla uğraşılan işler, dünyanın en zor işleri. bu tip işlerde iş günü 3 saat olmalı; nitekim sıra beklerken bankodakilerin bir sürü gerizekalı ve kötü niyetli insana maruz kaldıklarını görmüştüm. bütün bunların üstüne şimdi ben de bu kızcağıza 95 tl. takıyordum öyle mi? durdum günnük, yağmur filan, bi sigara yaktım. birkaç nefes ve geri döndüm. kızcağız yine kazma piçin tekine laf anlatmaya çalışıyordu. 20 dk. kadar bekleyip müsait olunca durumu belirttim. bazı insanlar günnük, bilirsin, fedya daha da iyi bilir, iyilikleriyle de ezerler insannarı, sanki çok bi haltmış gibi, bu durumdan kaçınmak için kızcağızla herhangi bir göz teması kurmamaya dikkat ettim. normal olanın zaten bu olduğunu düşünerek duygusuz, sakin bir şekilde işlemi hallettik. kızcağızın sesi titriyordu ve şaşkın bir şekilde işte teşekkürler filan.. bu sıkıcı durumu atlatıp duty frii fiyatıynan 3 şişe fiski parasını sökülüverdik, ben ve kafamın içindeki bazı arkadaşlarnan. kapının önüne çıkıp bir sigara daha yaktım. hiçbir şeye ve özellikle de insanlara inanmayan biri olarak, her şeye rağmen delikanlı bir canavar olduğumu düşündüm günnük. fekat yetmiyor işte, o yüzden bunları sana anlatmam gerekti. birilerinin beni takdir etmesine ihtiyacım var günnük, yoksa düşündükçe, kendimi keriz gibin hissediyorum.

