13 Mart 2011 Pazar

İKİ İNATÇI KEÇİ


   Bir varmış bir yokmuş. Ne ki birmiş, o birmiş; ne ki bir değilmiş, o da birmiş. Ne develer ne tellal bundan habersizmiş ama, onlar da birmiş. Gel zaman git zaman iki keçi varmış. Birbirinden ayrı otlaklarda mutlu mesut besleniyorlarmış. Otlaya otlaya daracık upuzun bir köprünün iki ucuna kadar gelmişler. Bu köhne kader köprüsünün zemini üzerinde bitmiş değişik otları pek beyenmiş ikisi de... Kader otlarını yiye yiye ilerleyip köprünün tam ortasında toslaşıverince birbirlerinden haberdar olmuşlar. "Ah, afedersiniz!" demiş keçilerden biri, diğeri de "rica ederim ben özür dilerim, merabayın" demiş. Öbürü "buyrun buyrun," diyerek kenara kaykılıp yol vermiş. Diğeri "olur mu siz buyrun, lütfen" demiş yol açarak. "Hayatta olmaz," "buyrun geçin," "olmaz siz buyrun" derken bir taraftan da kibarca birbirlerini çekiştiriyorlarmış. Epeski kader köprüsü üzerindeki bu hareketle sallanmaya başlayınca bizim iki kibar keçi de kavaklanıp dereye düşüvermişler. Derenin dibini boylarken "keşke bu kadar saçma kibar olmasaydık" diye düşünmüşler.