3 Ocak 2011 Pazartesi

HIRSIZ


  Hoca Nasreddin bir gün komşusunun kazanını aşırırken, kolluk kuvvetleri tarafından suçüstü yakalanmış. Apar topar mahkemeye çıkarmışlar. Hoca dönemin en meşhur avukatını tutmuş. Hakim sözü savunmaya vermiş. Avukat, Hoca'nın ne kadar yaşlı ve kimsesiz olduğunu, sağlığının bozukluğunu, ipe un serecek ya da göle maya çalacak kadar kafayı da sıyırmaya doğru gittiğini, eşeğinin tersini düzünü bile ayıramadığını uzun uzun anlatmış. Hayatın Nasreddin Hoca için "Yaşlı Adam ve Deniz" kitabındaki yaşlı adamdan bile zor olduğunu, öyle ki Hemingway'in bile bu kadarını tahayyül edemediğini belirtmiş. Bu kimsesiz ve beş parasız, kazanı bile olmayan yaşlı adamın durumunu kendisinin dili döndüğünce anlatabildiğini, ne var ki dilinin Fedya kadar kuvvetli olmadığını belirtmiş. Göz yaşları içerisinde mahkemeyi insafa çağırmış. Bu duygulu konuşmanın sonunda bütün salon hüngür hüngür ağlıyormuş. Hakim gözleri dolu dolu olduğu halde Hoca'ya dönmüş ve bir şey ekleyip eklemeyeceğini sormuş. Nasreddin Hoca'da "Valla Kadı Efendi" demiş, zincirli kollarını uzatarak, "Hırsızın hiç mi suçu yok?!"