12 Kasım 2010 Cuma

`Candide Ya da Kotumserlik`



   Bu kitabimi sanirim hic bitiremeyecegim gunnuk. Kotumserlikten degil ama... Keske once hikayenin sonunu bulmaz olaydim. Once finali uydurdugum icin geriye dogru yazmak durumunda kaldim. Sagdan sola dogru yazmak acayip zor lan gunnuk. Araplar nasi yapiyo ole miymiy hic bilmiyorum. Ustelik onnarin harfleri filan da bi garip bole kargacik burgacik. Gerci onlarin yazdiklarini da sagdan sola okuyorlar yani, bizde bir de bu dert var; sagdan sola yazacaksin ama soldan saga okuyabilecekler, oha. Hem bole Voltaire’den asirdin bu sayilmaz, 2. sinif olur, cover gibi bir sey derler. Her neyse iste gunluk, sana bir seyler anlatacagim.
   Su filtre kahveleri demlemek icin kullanilan pistonlu kucuk surahilerden bahsetmek istiyorum sana. TDK bunlara bir isim bulmadiysa da hemen bulmali. Aha:





   Evart. Bu arkadaslar cabuk kirilan mefhumlar ve caniniz istedikce bakkalda filan bulamiyorsunuz.







   Aylar once, bos bir kulup rakisi sisesi, iste ayak altinda duruyordu gunnukcugum. Kedilerim bunu kiracak ve yerlerden cam kirigi toplamak zorunda kalacagim ongorusuyle mevzu bahis siseyi kaldirdim. Fakat aksilik, minik copum dolu oldugu icin ve ben de onumdeki problemleri minimum cabayla halletmeyi sevdigimden kendisini mutfak tezgahinin kuytu bir kosesine koydum. Burada muhtemeldir ki dusurulmez, dusurulse bile kirilmaz, kirilsa bile parcalari etrafa sacilmak yerine tezgahta filan kalirdi. Aklimca gayet pratik bir insandim. Fakat bu gecici onlem gunler gunleri kovaladikca ve ben ilismedigimden sise o kuytuda durdukca kalici bir cozum haline geldi. Gunler daha da gunleri kovaladikca o kuytu koseye kardesler geldi. Bir angora, bir jb ve bir kucuk altinbas orda kulupe katildilar ve sakince yasamaya durdular. Bu dupeduz suistimal ve belaya davetiyeydi. Kendimi yaniltiyordum: Siseler orda duruyor ve basima dert acmiyordu, oyleyse durumu korumaya devam edebilirdim.


   O siralar bir aksam yine kahvemi ictim ve kahve presimi daha sonra temizlenmek uzere mutfak lavabosunun icine yatirdim. Burada bu cukur icinde kirilmazdi. Cukur icinde kirilma ihtimalin azalir sevgili gunnuk, sen bilmezsin cukur en ala yuva gibidir. Fakat iste baska karmasik parametreler... Ve o kuytuda duran siseler, o gece 2 kedimden birisi tarafindan dusuruldu. Darkness`den supheleniyorum. Nitekim sabah bakislarindan killanip sen mi yaptin len bu halti diye cikistigimda kendisi hemen ortamdan uzadi. Blackness ise `sevsene beni bee` seklinde bakiyordu. Durum asikar. Ve o siseler tam da o kahve presinin uzerine dustu. Ve yine kirik bir kahve presim daha oldu... Lavabonun cukurundan kolayca kiriklari temizledim ve ilk defa gunnukcugum, presin o basip indirdigimiz filtre kismini saklamaya karar verdim, lazim olabilirdi. Kedilerim bir gun saglam bir kahve presinin bu parcasini calip saklayabilirlerdi. Mesela sabahlari beni uyandiran yakisikli cep saatimi uzun cabalarima ragmen hala bulamamistim. Sakladim o parcayi gunnuk, annelerimiz ninelerimiz biliyorsun boyle seyleri kolay kolay atmaz; acaba haklilar miydi? Bu parca o buyuk gun gelecek ve isime yarayacak miydi? Bunu test etmis olacaktim. Ekstra bir caba harcamadan yattigim yerden boyle bilimsel bir arastirmaya girisiyor olmak beni heyecanlandirdi. Dunyadan miryorlarca anneler, nineler ve saklanan ivir zivirlar gecmisti ve hala daha geciyordu. Ve ben iste bu tek deneyle ilgili konuda bir yargiya varacaktim. Cioran demis, `Bilime itiraz: Bu dunya bilinmeye layik degil!` Abimizin lafini da dinlemiyoruz ama zaten bunu saymazlar. Degiskenlerle oynayip 100 tane filan yapsam belki ilgilenirler. Oyle de ayni hesap ki, hep tirt. Neyse ki bilimsel calismalarim icin harcadigim caba sifira pek yakindi. Ustelik sonuclari carsaf carsaf makalelerle yayim yayim yayimlanayacak ve kurum kurum kurularak bu kendi inanmadigim seyleri veledizyak ogrencilere filan anlatmayacaktim. Maksat iste, hani bilim de yapmadik demeyelim. Her neys iste gunlukcugum, lakirdi gereksiz uzuyor, pistonu sakladim ve unuttum.


   Haftalar haftalari kovaladi. Normal hayat akisimda satin alacak bir kahve presine ya da bu zimbirtidan hediye eden bir filtre kahve pakedine rastlayamamistim iste. Bu sure zarfinda cay ve turk kahvesi ictim. Derken gazetede Tanjevic’in bir roportajina rastladim. `Tanjevic usulu turk kahvesi` iste buradan cikti. Veletligimden beri pek sevdigim bu degerli ve seker abimiz bana bir sey ogretti. Turk kahvesini fazlaca kavuruyordu! Iste o mis yanik tatli turk kahvesine adini boyle verdi kendisi. Tanjevic usulu turk kahvesi bana yeni haftalar kazandirdi. Kah turk usulu kah tanjevic usulu yuvarladim da durdum kahveleri. Derken tam da bu aksam canimin artik ne cayi ne de bu ikisini istemedigini, yeni bir cesit kahveye ihtiyacim oldugunu anladim. Kacinilmaz bir istekti bu…

 
    Damarlarimda dolasan filtre kahve arzusu girtlagima kadar dayanmisti. Artik bu konuda caba harcamak kacinilmaz olmustu. Cok onceleri denedigim suzgec ve daralan bardaklardan kismi pistonlama yontemlerinin ise yaramadigini biliyordum; bu konuda donanimli ve hatta uzman sayilirdim. Kararli bir sekilde sandalyemden kalkip bir sigara yaktim ve kanepeye uzandim. Yakinlardaki en buyuk markete gitmeli… Evet gecen kofte alirken yoktu… Fakat… Kararsiz bir sekilde yerimden kalkip yola dustum. Acaba bir kumar oynayip daha yakin olan kucuk marketleri yoklamali miydim? Bunu asla bilemeyecegiz cunku dogruca buyuk markete gittim. Bu isi artik halletmeliydim. Yeni maceralara davetiye cikararak o salak kara gunnuge tutup da sekiz on sayfa yazacak halim yoktu herhalde. Zart diye markete daldim ve yeni icki fiyatlarina bir ohha daha cektikten sonra dogruca kahve reyonuna yoneldim. O neskafe filan dedikleri dandirikleri gecip ilgili reyona vardim ve iste oradaydi! Islerimin yolunda gitmesinin verdigi nese ve o hin siritislan dogruca evimin yolunu tuttum.


    Bu kadar emegin karsiligi bu olmamaliydi! Pres dupeduz dandikti iste, kahvenin icine suru suru tanecik kaciyordu, olacak is degil! Boyle bir ayiptan sonra rahmetli Johann Jacobs mezarinda ters donmus olmali. Ya ben sevgili gunnuk, ya ben? O markette aradigimi bulamamis olsam bir sey olmazdi. Islerimizin yolunda gitmemesi kabul edilebilir ve basa cikilabilir bir durum. Fakat tam da sonuca varmisken belaltina vurulan o darbe, ah!.. Isini duzgun yapmayan ilgili satinalmacilari ve presin yapiminda emegi gecen herkesin patronlarini hasin bir tuy dikeltisiyle yad edip onlara turkce kufurler ogretmek uzere omrumun kalanini gecirmeyi kuruyordum iste. Dunyaya bir defa gelmistim ve iste dupeduz bu adamlara bir defa geldikleri dunyayi zindan etmeye onumdeki biricik omru adamak uzereydim sevgili gunnuk. Bilirsin parcalarim. Iste ihtiyat, onlari ve beni kurtaran seydi kara gunnukcugum.


    Deney artik umrumda degildi, sakladigim o piston artik bir mesgale degil kurtariciydi. O, secilmis pistondu! Bir darbeyi daha kaldirabilir miydim acaba sevgili gunnuk; yeni surahi secilmis pistondan daha genis olabilir miydi? O ihtiyatli anneler nineler aklanip su gunyuzunu de goremeyecekler miydi? Hep dalga mi gecilecekti onlarla sakladiklari seyler yuzunden, hii? Ah o umut, endise ve anasinin nikahi sevgili gunnuk; dogalgaz sobasi nasil da tek cakista yanmisti hatirlasana, o kadar da degil yani, olmamali! Daha once sana anlattigim o dogalgaz sobasi masalina ragmen ise tedirgin bir sekilde giristim gunnuk, cunku daha beter bir dunyanin mumkun oldugunu iyi biliyordum. Ve sonuc: Leziz bir kahve ictim. Bu kahve beni yumusatti sevgili gunnuk. Iste dedim normal insanlar, oyle yasayip gidenler; siz bilmezsiniz etrafta neler donuyor, o kucuk seyler arasinda ne firtinalar kopuyor, hahha!.. Gormeyenler derya icre baliktan beter olsunlar sevgili gunnuk. Bu aksam dedim iste bunlari, sen anlamazsin. De ki onlarinki yasamak midir? Sor bunlari gunnuk! Suphesiz ki onlar istenmeyen kahve tanecikleri gibi sacilmislardir da bu dunyaya makbul bir filtre yoklugundan kelli, bilmezler matah olmadiklarini ve suphesiz helak falan filan sevgili gunnuk. Ikinci kahve beni bu konulardan uzaklastirdi. bir tane daha ve bir tane daha!.. Iste o tatli carpinti gumbur gumbur geliverdi dayandi gogus kafesime...

 

    Ya iste gunnuk, bitti sandigim macera iste yeni basliyordu! Ictigim kahve miktarina iliskin ayari her kacirdigimda oldugu gibi kalbim lombur lombur carpiyordu gunnuk. Iste asik olmak uzereydim! Kalbim yuvasinda tepinen yavru bir kus filan iste turlu tasvirler icerisinde deli gibi carpiyor ve her sey yine aska isaret ediyordu. Nick Cave isimli katile asik olmamak icin hemen muzigi kapattim gunnuk, ayri ayri bu kadar mutsuzken ask bizi fena yapardi. O is olmaz. Hem mutsuzluk gobek yapar ama bu at hirsizi Nick Cave’e yariyor mu ne? Belli ki adam benim bilmedigim bir seyler biliyor sevgili gunluk, unutturma bunun uzerinde ayrica ve etraflica dusunmeliyim. Kalbimin carpintisina uygun bir ask aramak icin disari cikmam ise daha trajik olurdu gunnuk, insan icine karismak bana iyi gelmiyor artik.

   Carpintimi kandirip sakinlesmek icin hemen tv`yi actim. Iste pekala ordaki uygun bir hatun kisiye carpintim gecene kadar kara sevdaylan baglanabilirdim. Bizim icin en iyisi buydu. Actim. cocuklar doymasin isimli bir dizi vardi; `seker de yiyemesinler a.q.` diyerek kanali degistirdim. Iilk kez uzaayli duzeceeksiiin diye bagiran terbiyesiz bi kadini da hemen atladim. Hay allah karsima Whisky`nin `Yak Bizi` klibi cikti! Hic de sirasi degil yani, e izlemesen olmaz yillardir gormemissin. Haydaa deyip duygularimi dizginlemeye calisarak izledim. Boslukta yaratmis kendini durmadan. Atesten bir cember daralan. Yak bizi len yak! Aha iste yakti kendini!.. Artik pek boyle seyler soylenmiyor sarkilarda gunnuk. Klip biter bitez hemen yine kanali degistirdim. Iste bu dizi Dr. House sevgili gunnuk. Bu kanalda almanca galiba konusuyorlar ama sorun degil, askin dili baska be gunnuk. Guzel, burada bir sarimsi doktor vardi gunnuk. Bu hasta su erkek filan derken hastane muduru su beyaz yuzlu kadin ekrana cikinca carpintilarima daha fazla hakim olamadim ve kendisine cok fena vuruldum sevgili gunnuk. Ablamizi inceden begenirdim fakat kaderin bizi bu noktaya getirmesini de beklemiyordum acikcasi. Asktan elim ayagim da titremeye basladi. Kendisine dokuz sayfalik bir mektup yazmaya karar verdim. Elimde kagit kalem `Su filtre kahveleri demlemek icin kullanilan pistonlu kucuk surahiler…` diye basladim ve yazdim da yazdim gunluk; arada da gozucuyla ablamizin ciktigi sahneleri kolluyor, hatta su sarisin kizcagiz ekrana ciktikca kacamak bile yapiyordum. Derken ben yazdikca zaman gecti ve bolumun sonlarina dogru bir sey oldu sevgili gunnuk, benim icin kotu bir sey. Dr. House acimasizca kadraja giriverdi ve daha adini bile cikaramadigim biricik sevgilimi bir guzel optu lan gunnuk! Yani yetmis bolumdur boyle bir sey yokken ve sadece inceden sezdirirken tam da boyle bir anda ha! Asifte de nasil bakti opucukten sonra ki gunnuk butun umudum yikildi gitti; dupeduz hasta Dr. House`a! Peki hauvz dedim, kabul; fakat senden buyuk de Dr. Cox agbimiz var yani bunu da biliyorsun pekala!




    Askta cok fena kaybettim iste gunnuk. Daha yeni bu gece oldu butun bunlar. Bir anda cok fazla sey yasadim gunnuk. Girla husran! Carpintim yerini tepeden tirnaga bir uyusukluga birakti. Tv`yi kapattim. Belki dirilirim diye kendime torpilli bir kadeh jameson doldurdum. Eksen radyoyu actim. Haydaa! Jeff Buckley, last goodbye sarkisini yirtiniyor; yok, simdi dayanamam. Kendimi gecenin sessizligine saldim. Toparlanamiyordum. Icimde bir karanlik hissediyordum. Ask acisi da iste hicbir seye benzemiyor. Gogus kafesim sanki bombos ve orasi sade kapkara. Rengi hissedebilmek ne garip. O kizil karanlikta ne kalp ne baska bir sey artik. Bosluk sade, yanilgi, ince bir siziyla. Bu takatsizlikle omrumun bundan sonrasini iste boyle kanepede gecirmem icin beni birakmalarini umud ettim. Buna gonulden raziydim. Belki rahat birakirlardi, belki daha kotusu de yoktur artik. Yok. Olsun. Bu saatten sonra da beter olsam yeridir gunnuk, viz gelir tiris da gider yani. Insan karisip bulaniveriyor, anlatilmasi zor. Yaa iste gunnuk, bundan daha fazla bahsedemeyecegim. Bastan alip toparlamak da istemiyorum. Artik sadede geleyim:


Kumara iste boyle dondum!