26 Ocak 2010 Salı

SOL SERVİS


    Hoca Nasreddin bir gün Nişantaşı'nda yürüyormuş. Karnı çok acıkınca süslü bir restauranta girmiş. Garson gelmiş. Hoca menüye bakmış ve Château Brillant, Kaz ciğeri, Rom ile lezzetlendirilmiş dağ meyveleri sorbesi, işte vs. vs... Yanına da Cabernet Shiraz söylemiş, önden de Macaron istemiş. Macaronlarla nefsini körleyen Hoca Nasreddin üç kadeh içtikten sonra çatalı sağ, bıçağı da sol eliyle tutarak yemeklere yumulmuş. Hoca Nasreddin'in çatal - bıçağı ters elle tuttuğunu gören mekan sakinleri sukunetlerini yitirmişler. Çevre masalardan hayret nidaları, ayıplayan bakışlar ve fısır fısır dehşetli konuşmalar Hoca'ya çevrilmiş. Arkalardan birisi "rezalet" diye ünlemiş. Garsonlar panik halinde Hoca'nın masasının etrafını çevirmişler. Şef garson hemen müdahale etmiş ve "Beyfendi lütfen..." demiş, "Rica ediyorum hemen terkedin burayı, derhal!.." Hoca Nasreddin de hiç durur mu; şarabından sakince küçük bir yudum almış ve yapıştırmış cevabı: "Şefim..." demiş, "Ben solağım!"