10 Ocak 2010 Pazar

EL KURUTMA MAKİNALARI


     Özellikle büyük şehirlerimizde vaktiyle ardı ardına açılan Mc Donalds, Burger King gibi çok katlı umumi tuvaletler esasen basiretsiz tacirliğe de tipik birer örnek teşkil ediyor. Düşünün ki tonla para harcayarak bir umumi tuvalet tesisi açıyorsunuz fakat insanların masum boşaltım ihtiyaçlarını giderebilecekleri kenef kısmı, bekleme salonunun sadece kırkta biri büyüklüğünde! Akılları sıra tuvaletleri bedava fakat ufacık yaparak bekleyen kalabalığa yiyecek, içecek, çikolatalı leziz milkshakeler filan satacaklar. Yani böyle saçma bir yatırım anlayışı daha görmedim desem yeridir.
   İşte bu çok uluslu zincir tuvaletler gibi, büyük alışveriş merkezleri, havalimanları, süslü barlar ve eğer manyaksanız evlerinizde dahi görebileceğiniz bu el kurutma makinaları, altına elimizi götürdüğümüzde adeta 59 model yakışıklı bir Chevrolet edasıyla gürüldüyor. Sanırsınız ki 8 silindirli, kapıları direksiz, konforlu bir aletle keyifli ve havalı bir yolculuğa çıkacaksınız. Fakat ellerinizin kurumasını bile sağlayamıyorsunuz. Bu cihazların ellerimizi kurutma ihtimalleri varsa bile, onun altında ikibuçuk saat ellerimi tutacağıma eve gidip ünlü italyan yönetmenimiz Sergio Leone'nin Sicilya adasında çektiğini tahmin ettiğim 'Bir Zamanlar Amerika' isimli filmini ikinci kez izlemeyi tercih ederim.
     Peki kağıt havlularımızın başına bir şey mi geldi de dünya kağıt rezervlerinin nerden baksan yüzde yetmişini sağladığını tahmin ettiğim ülkemiz bu saçma aletlere kaldı? Yoksa hayatımızın her anında kullanmaya alıştığımız teknolojik unsurların artık işe yaramaz ve can sıkıcı bir yere doğru ilerlediğinin göstergesi mi bu? Modern insanın asıl sorunu bu mu? Hayır değerli okurlarım, kocaman bir hayır, o kadar da değil! Bu basit bir hesap meselesi. Basiretsiz tacirlerimiz bu küçük hesaplarda oldukça cin fikirli davranabiliyorlar. Bu gürültücü makinalar asla bir 59 Chevy kadar masraf çıkarmıyor. Üstelik hiçbirimiz bu makinaları kullanmadığından masraf iyiden iyiye azalıyor. Oysa kağıt havlu sistemi bu makinalara göre çok daha külfetli bir sabit masraf unsuru. Peki bugün geldiğimiz bu durumun sorumlusu yalnızca bu basiretsiz tacirler mi? Hayır. 
    'Gizli El Prensibi' bu meseleyi asla çözemeyeceğine göre artık mahkumu olduğumuz bu kağıt havlusuz cemiyet hayatının oluşmasında, bizlerin de azımsanamayacak derecede sorumluluğu var. Her gün binlerce kağıt havluyu ıslak ellerimizde acımasızca erittik! Eğer daha bilinçli yurttaşlar olmazsak yakında tuvalet kağıtlarımızı dahi kaybedebiliriz! Bugün belki ‘yok canım, daha neler!’ diyeceğiniz bu olay ansızın kapınıza dayandığında yapacak hiçbir şeyiniz olmayacak! Daha dikkatli ve bilinçli yurttaşlar olmalıyız. Daha beter bir dünya mümkün! Bunu unutmamalı ve ayağımızı denk almalıyız. Kağıtlar bu kadar kolay harcanmamalı, bir kağıt bu kadar kolay harcanmamalı.



"MM Dergi, Sayı 1, 04.11.2009"