Sevgili
kara günnar solksajer, sana anlatıcak bi dolu şey var lakin
anlatmayacağım. Pöh!
Tamam
üzülme, yavaş yavaş, takat buldukça annatırım söz. Bu gece
senin bu tozlu sayfalarını ziyaret etmemin bir sebebi var. Gizli
süperkahraman kimliğimi sana açıklayacağım. "Lanadam"
benim olm. İçimdeki 30-35 bin benden şimdilik sadece bi tane
süperkahraman çıktı. Tabiy Lanadam olarak öyle tayt filan
pelerin kostüm giymediğim için galba, geniş kitlelerce pek
tanınmıyorum. Bu geniş kitlelere halk yığınları da
diyebilirdim fakat demedim günnük. Her neys işte günnük, lafı
dolandırmiyim yatıcam. Lanadam olan beni tanımadığın için sana
bazı marifetlerimi anlatacağım. Aslında üç tanecik marifetim
var. Hepsini anlatayım bari. Mevlam beni süperkahraman yaparkene
biraz cimri davranmış. Pek insan sevmediğimi bildiği için süper
gücümü refleks olarak ihsan filan eylemiş, amin. İşte bu lanet
yüzünden karşıma çıkan olaylara kayıtsız kalamıyorum, elimde
olmadan süperkahramanlık fiilini gerçekleştiriveriyorum.
İçimdeki
süper kahraman ilk defa bir belediye otobüsünde ortaya çıktı
günnük. Otbüzün ön kapısındaki basamakta öyle dikiliyorum.
Trafik filan da var işte, inceden yavaş sayılabilir filan, öyle
akıyoruz. Derken tam da benim bulunduğum sağ cenahtan avalın teki
otbüzün önüne fırlayıverdi. "huopss!" şeklindeki
uyarıma kaptan anında tepki verdi ve herif ezilmekten kurtuldu. Kim
olduğu umrumda bile olmayan kazmanın tekini istemeden kurtarmıştım.
Kaptan da ben de şaşkınlık içersindeydik ve içimizde de bolca
adrenalin oluşmuştu. Mevzu atlatılınca kaptan bana dönüp
"aferim lan" dedi. Artık bir de Lanadam'dım ben günnük,
sanki başımıza bir süperkahramanlık eksikti yani, işte o da
oldu.
İkinci
maceramda bir teknedeydim günnük. Üç beş arkadaş denizde sağa
sola fıydırıyor ve basıyorduk viskiyi. Kafayı çektikçe
karadenize açılmak istiyordum. Gittikçe kelle olduğumuz için
karadenize açılma isteğim taraftar bulamıyordu. Ben de gittikçe
kelle olduğumuz için karadenize açılmamız gerektiğini çünki
boğazda çarpabileceğimiz sürüyle kara parçası, gemi filan
olduğunu anlatıyordum. Sadece bir şişe viskimiz kaldığını ve
cila için bira da alınmadığını anlattıklarında hemen ikna
oldum. Evet boğazda yanaşıp içki alabileceğimiz bir dolu kara
parçası vardı günnük. İşte bu muhabbetler esnasında sarfoş
bi kardeşimiz tekneden denize kavaklanmak üzereyken yine müthiş
bir refleks marifetiyle 90 küsür kilo tahmin ettiğim bu hayvana
iki yakasından yapıştım. Ben de sarfoştum ama az gizli süper
kahraman kimliğim fırsatını bulduğunda fiziksel ve zihinsel
benliğime hükmediyordu. İnsanlık için kısa lakin o anda bizim
için pek uzun birkaç saniyelik cebelleş ve yalpalamalar sonucu
kendisini güvertede tutmayı başardım. İki sarfoş birlikte
kalpaklanıp düşebilirdik ve diğer sarfoş arkadaşlarımız da o
kafayla atlayıp bizi kurtarmak isteyebilirlerdi ve hepimiz boğulmuş
vaziyette boş bir tekneyle karşılaşan insanlık, orda ne oldu da
durum bu hale geldi sorusuyla baş başa kalabilirdi. Bütün
bunların önüne geçen ve hepimizi kurtaran az gizli süper
kahraman kimliğimle işte bu macerada barıştık ve onu
kabullendim. Bana ve çevremdeki arkadaşlarıma faydası olmuştu.
Yüksek ihtimal kazma bir avala değil. Muhtemel bir facianın
eşiğinden dönünce adı macera olmuştu işte ve bu seferki tebrik
ve takdir konuşması dümendeki sarfoştan geldi: "eeeiy! Iyi
tuttun aa!"
Bugün
de saçlarımı saç kurutma makinasına kaptırdım sevgili günnük.
O ızgaralardan makinanın içine giren saçlarım pervaneye
kapılmıştı. Acımasız pervane saçlarımdan başlayıp bütün
kelle nahiyemi çekebilir ve onu kaidesinden ayırabilirdi. Fakat
önünde kendini kanıtlamış bir engel vardı. Lanadam ve onun mütyiş
refleksleri. Otomatik ve elinde olmadan kahraman ve süper. Lanadam.
Saçlarımın dolanmasıyla birlikte nerdeyse daha durumu
anlayamadığım halde Lanadam saç kurutma makinesinin fişini
çekmişti bile kara günnük, yaa işte... Bana düşen ise makas
marifetiyle saçlarmın bi kısmını pervaneye bırakmak oldu.
Kolay. Makina iyi günnük, hala çalışabiliyor. Pervaneye dolanmış
saçlar yandıkça inceden bir koku yapıyor sadece, o kadar olur.
Evart kara günnük,
lakırdılarıma burda son vermek üzereyken içimdeki 30-35 bin
benden bazı filoloji meraklısı olanları yaptıkları çalışmaların
sonucunu sana iletmemi istediler:
Daha çok mekaniğe
dayalı, en fazla 3-5 kablo, bobin vs. ihtiva eden iş gücüne
"makina" denirken; içinde çip v.s. hafif teknolojik
unsurlar da (ve/veya) barındıran iş gücüne ise "makine"
denirmiş. İşte böyle günnük, bunnarın nerden baksan bi 20-25
bin tanesini bastırmam lazım beynimin derinliklerine, böyle
olmuyor, her kafadan bir ses çıkıyor. Neokortekse çıktıkça baş
ağrısı yapıyorlar.
Bu arada başına
ani bir musibet gelirse endişelenme günnük, merak etme, Lanadam'a
güven.
