15 Ağustos 2011 Pazartesi

İstanbul'a ait



sersem günnük;

bu ağbimizin "ilk..." kasedini vaktiyle almış 3-5 kişiden biri olmama rağmen kronik haytalık sebebiylen kendisini hiç canlı dinleyememiştim. sona malum.. derken "satılık"ı da aldık, zira satılıktı, neden almayalım, ah be güzel ağbicim filan dedik işte inceden keder yaptı, "bat dünya bat" filan.. canlı dinleyememiş olmama daha bir hayıflandım. derken yakınlarda günlerden bir gün gene her gün olduğu gibi uyudum. upuzun süfer bi rüyanın ilgili kısmında bi bara giriyorum. ortama ilginç bir huzur hakim. upuzun bi bar var hemen kızların yanına sıkışıyorum, hepimiz tatlı tatlı gülümsüyoruz. garip bi naiflik.. rüyamda gitmem gereken bi yer var fakat ortam beni kadayıf gibi yapıyor öle kalıyorum. derken bu ağbimiz barın arkasında bitiyor, şarkı söylüyor. kadayıflık durumu tavan.. mikrofon filan yok, gitarı da yok, klip gibin, şarkıyı da bilmiyorum nedir.. şarkı söylerken sıradan herkesin yüzüne uzun uzun bakıyor böyle, hep gülümsüyor, herkes gülümsüyor. baka baka söylüyor, bant kayıyor. sıra bana gelince de acaip sıcak bir şekilde uzun uzun gülüşüyoruz. sıram geçiyor bant devam ediyor. negzel gülüşüyoruz gene bütün bar sakinleri hepberaber.. sona yavuz çetin yanıma geliyo yine pişmiş kelle gibi tatlı tatlı sırıtarak "insannarın kafasından kulaklarından her yerinden kan fışkırıyo gibi görebiliyo musun?" diyo. "bana öyle gelmiyo" diyorum sırıtarak, "sanki benden kafamdan her yerimden kan fışkırıyo gibi geliyo.." diyorum. gene bir naif sırıtma patlaması yaşıyoruz karşılıklı, pat pat omzuma vuruyo gülerek gidiyo. rüyanın ilgili kısmı da burda bitiyo.. ben de bundan böyle yavuz çetin'i canlı dinlememiş saymıyorum kendimi.. öle. fanki tonki zonki günnük.