21 Temmuz 2011 Perşembe
Hoca Nasreddin'in Eşşeği
Hoca Nasreddin ormana odun toplamaya gitmiş. Kuruların yanında nasılsa yanar, hem seyretmesi de güzel olur diye kütük niyetine bir ağacın kalınca dalını gözüne kestirmiş. Yanlışlıkla bindiği dalı kestiği için düşmüş ve ayacıklarını da incitmiş. Yaşlı başlı ak sakallı Hoca Nasreddin canı acıya topallaya sırtına odunları yüklemiş ormandan döne dursun, az yürümüş ki kan ter içinde, bir de ne görsün? Başıboş bir eşşek tıpış tıpış yanına gelmiş. Hoca odunları bıraktığı gibi eşeğe sarılmış. Hemen odunları ve kendini eşeğe yükleyivermiş. Hoca Nasreddin, bulduğu eşeğini zamanla çok sevmiş, iş güç yokken bile beraber dolaşır olmuşlar. Kah eşeğe ters biniyor, kah sırtlanıp eşeği taşımaya yelteniyormuş. Sırf "sen eşşek olursan semer vuran çok olur" diyebilmek için dişinden tırnağından arttırıp semer bile almış, eşeğine çok iyi bakıyormuş. Gel zaman git zaman, bir gün Hoca gölün kıyısında yayılmış da "acaba burası maya tutar mı" diye düşünürken, içi geçivermiş. Uyanmış ki eşşek yok, yukarı yok aşağı yok, yer yarılmış da eşşeğin üzerine kapanmış. Arayıp tarayıp iyice umudunu yitirince avuçlarını gözkyüzüne açıp da "yüce mevlam," demiş, "sevmediğin kulunu önce bir eşşek buldurup sonra kaybettirerek üzüyorsun". İşaret parmağını hışımla göğe sallaya sallaya yapıştırmış cevabı: "hiç komik değil!"
