Küçük Kaz,
Kızma aşçıya...
Yalnız sen misin?
Bi düşün...
Mutfak;
Bak, yemekler her yanda...
Her kebabın bir lavaşı,
Kadayıfın kaymağı da...
Vardır.
Sosunu bekle,
Küçük kaz...
---
Komilik yaptığım dönemde yazdığım bu şiyirim daha sonra ortaçgiller tarafından bestelenmişti. Fakat sözleri de kafasına göre değiştirmiş kendisi... Şiyirimi tarihin tozlu sayfaları arasından çekip çıkardım ki artık hakettiği yeri bulsun. Ayrıca ne bir telif aldık ne bir şey yani onu da belirteyim. İnsan 1 litrecik j&b gönderir bari. Hadi onu göndermedin, yetmişlik bi truva kanyağı da mı alamadın? Breh breh brecht!.. Rahmetli Kızılok'çuğum böyle değildi, bambaşka bir adamdı, nur içinde yatsın. Assoliste çelenk ikram ederdik, adidasla tekkelere giderdik. Sonra maceralarımızı şarkı yaptığında elinde fiski şişesiyle damlamıştı, hemen lahmacun da söyleyip şarkıyı kutlamıştık. Şişenin dibine doğru "gasteciler televizyoncular rahat bırakmıyolar, nasıl ama nassıl bu kadar güzel onlarca şarkı yapabildiğimi soruyorlar arifçiğim, ısrarla soruyorlar, şarkılardan da çıkaramıyorlar" dediydi de "çok öldüm, ondandır heralde diye cevapla be fikret abim" demiştim. "Hee önden bi sorarım arifçiğim, 'siz hiç öldünüz mü?' derim. üstüne de dik dik bakarım. sersemleyip kalırlar öle, üstüne de yapıştırırım cevabı! 'ben çok öldüm' derim." "Hee" dedim, "aynı nasreddin hoca gibi". Güneş doğardı o ara, biz cilaya geçerdik,manav radyosu haber okurdu, ezan sesi, karnımız acıkır, çorbaya çıkardık. Aah ah...
