12 Şubat 2010 Cuma

VATAN SAĞOLSUN


    Bir varmış bir yokmuş. Pireler hırlar develer havlarmış. Kav dağının arkasında ikibuçuk tarafı denizlerle çevrili, "vatan" isimli küçük bir ülke varmış. Vatan vatan içindeymiş. Çünkü bu ülkede "Vatan" adında genç, yağız bir delikanlı yaşarmış. Vatan nasıl içinde yaşayan tebanın biricik ve değerli memleketiyse; Vatan da ailesi, arkadaşları, yakın çevresi ve toptan bütün vatanın gözbebeğiymiş. Vatan da tıpkı yaşı gelen her genç delikanlı gibi vatan borcunu ödemek üzere askere alınmış. Vatan, sıkı bir eğitimin ardından subay gazinosunda vatana hizmet etmek, vatana servis yapmak ve vatanın bulaşıklarını yıkamakla görevlendirilmiş. Gel zaman git zaman bir sabaha karşı omuzlarında bir sürü yıldızlar ve göğsünde madalyalarla bir komtan sallana sallana kapıdan içeri girmiş. İnce kıyım tam tekmil işkembesini içtikten sonra arkasından şöyle güzelce didilmiş bir beyin istemiş. İşte ondan sonra o koskoca ordu komtanlığının sınırları içerisinde tek bir beyin bile olmadığı anlaşılmış. Aşçı çok fena korkmuş, çaresizce koştururken Vatan gözüne ilişmiş. "Pşt! Vatan! Gel bakiim şöyle! Sen daha acemi birliğinden yeni geldin, henüz iyice tükenmemişsindir. Üstelik akıllı başlı aslan gibi çocuksun! Yanlış anlama devrecilik falan yaptığım yok; aha şu karargahta bir beyin varsa, olsa olsa sendedir!" demiş. Masal bu ya Vatan'ın beynini oracıkta alıverip işlediktedikten sonra servis etmişler. Komtan beyni çok beğenmiş, kahvesini içerken aşçıyı çağırtmış. "Beyin muazzamdı, cennet vatanımızı fransız mutfağına karşı savunsan yeridir. Sana bir plaket, teşekkür belgesi filan vermeli." demiş. Aşçı her ne kadar beyinsiz olsa da delikanlı bir askermiş ve teşekkürü asıl hakedenin Vatan olduğunu belirtmiş. Komtan Vatan'ı çağırtmış. Vatan kendi başına yürüyemediği için ite kaka komtanın karşısına çıkarmışlar. Vatan'ın tekmil vermesi gerekiyormuş fakat idareten tutturulmuş kafatasından da beyin parçaları sarkıyormuş ve gözleri de bu yaşına kadar olmadığı kadar boş bakıyormuş. Vatan ne tekmil, ne salavat getiremeden masaya yığılıvermiş. Vatanda her asker yeri geldiğinde tekmil getirmek zorundaymış. Tekmil getiremiyorsa salavat getirmeli ve vatan için son nefesini vermeliymiş. Bunun aksi kabul edilemez ve affedilemezmiş. Komtan bir an için sert bakmış. Aşçı hemen araya girmiş ve "Biraz rahatsızlandı da efendim, komtanım..." filan diye gevelemiş. Komtanın şefkatli emriyle Vatan'ı revire göndermişler. Bir daha da iflah olmamış. İşte o günden beri Vatan sağ, fakat bitkisel hayattaymış.